Bölüm -1-
Hakkında kapatma davası açılan AKP ön savunmasını Başsavcılığa sundu.Şimdi basında (savunma metni henüz basında yer almadı) yer alan ve savunma metinlerinde geçen (Bizzat Cemil Çiçek`in önündeki kağıtlardan görülen) bazı komedilikleri sıralayalım.
1)Savcılık 22 Temmuz 2007 yerine 22 Temmuz 2008 tarihini kullanmış.Bu da özensizliği gösteriyormuş.
2)Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olduğu için yargılanamazmış.Arkadaşlar buna kanıt olarak Azin Nesin`in 1987 yılında Kenan Evren hakkında yaptığı ancak Cumhurbaşkanları yargılanamaz gerekçesiyle reddedilen suç duyurusunu göstermişler.
Unuttukları ve maalesef tüm amatörlüklerini sergiledikleri nokta şudur ki bu dava ceza muhakeme usüllerine göre yürütülse de, bir ceza davası değil bir tedbir davasıdır.Ayrıca Gül Cumhurbaşkanlığına atanmadan önceki görevlerinde işlediği suçlardan yargılanacaktır.
3)Gül`ün destek vermekle suçlandığı Fetoş okulları içinde zamanında Ecevit,Çiller,Yılmaz da bu okullara gitmişti.Hatta son zamanlarda bir emekli generalin de(Hava Kuvvetleri Komutanı emekli Orgeneral Halis Burhan) bu okulları ziyaret etti gibi bir absürd savunma yapılmış.
Bu konuda şunu söylemek isterim ki bildiğimiz gibi Rusya bazı fetoş okullarını CIA ile bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapattı.Bu okullar; çağımızda artık süpergüç Amerikadır dolayısıyla onların dümeninde olmalıyız diyen bir deyyusun okulları olduğuna göre faaliyetleri yasaklanmalıdır çünkü bu okulları artık Türk Ulusun`un çıkarları doğrultusunda kullanmanın bir imkanı kalmamıştır zaten bu amaçlada kurulmadıkları Fetulah Gülen zevatının kendi ifadeleriyle de sabittir.
4)Bir haberde AKP`nin Tayyip`in vekili pardon milletvekili Hüsnü Tuna`ya uyarı cezası verdiklerini ancak iddianamede bunun yer almadığını ve bununda savunmaya dahil edildiğini duydum ve kulaklarıma inanamadım.Çünkü uyarı cezası Nisan ayının başında verilmişti ve bu dava açılmasından yaklaşık bir ay sonrası idi ! Ha davadan önce bu şahsı disiplin kuruluna verdiklerini kastediyolarsa şunu belirteyim Başsavcı parti içi bazı ceza uygulamalarının da göstermelik olduğunu belitmişti.
5)Savcı RTE`yi BOP eşbaşkanı olmakla suçlamış.Savunma: “BOP diye bir kuruluş yoktur.Tayyip Erdoğan Medeniyetler ittifakı eşbaşkanıdır.” Komediye bakın BOP zaten bir kuruluş değilki adı üstünde Proje ! ayrıca RTE zaten kendi ağzıyla itiraf etmişti.
Bknz: http://www.youtube.com/watch?v=C3G5NDhslhg
Bölüm -2-
1)AKP`nin ön savunması açığa çıktı.Hukukçulardaki ortak kanı AKP`nin biran önce ne olacaksa olsun havasında bir savunma(ma) yaptığı.Gerçekten bazı artık olmaz dedirten metinler oluşturulmuş.Mesela savcı AK Parti yerine hep AKP diyormuş aslında böyle bir tüzel kişilik yokmuş yani savcı`nın olaya bakışı siyasiymiş.Ancak ön savunmada kendileri de AKP ismini kullanmışlar.
2)Bülent Arınç`ın konuşmaları hakkında ise kendisi bu konuşmaları yaptığı dönemde meclis başkanı idi bunlar bizi bağlamaz görüşü savunulmuş ancak Arınç şuan hangi partide tabiki Akp de.
3)Başsavcılık bildiğimiz gibi geçmişten günümüze olayları sıralayarak, kümülatif bir sentez ortaya çıkarmıştı bu bağlamda RTE`nin geçmişte ki yaptığı konuşmalar da iddianamede yer almıştı.Ancak savunmayı kim hazırladıysa bunların zaman aşımına uğradığı gibi oldukça vahim bir savunma(ma) yapılmış.
4)Kendilerini savunacakları yerde hep savcıyı suçlayıp laf ebeliği yapmışlar.
Bu savunma ile parti`nin kapatılacağı yoksa bile kapatılır.
Bölüm -3-
Akp`nin Zırvaları…
İddianamede algılama sorunu var
Bu iddianame, hukuk sisteminin en temel karakteri olan objektiflik, nesnellik, nedensellik ve rasyonelliğe dayanmamakta; en iyimser yaklaşımla bir algılama sorununun varlığını ortaya koymaktadır. İddianame, baştan aşağı gerçekleri tersyüz eden, değerleri ve kavramları birbirine karıştıran, dahası koruyor gibi göründüğü ilkelere zarar veren ön yargılı bir yaklaşımı yansıtmaktadır. Gerçekte olup bitenle bir ilgisi bulunmamaktadır. Böyle bir ilgi kurma kaygısı taşımadığı da ortadadır. İddianamenin ortaya koyduklarıyla gerçekler arasında derin bir uçurum bulunmaktadır.
Uzlaşma arayışımız suç mu ?
Bu iddianame, bir çelişkiler yumağıdır. Kurulduğu andan beri Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün gösterdiği çağdaş uygarlık hedefine doğru kararlılıkla yürüyen ve bu yürüyüşün en önemli dönemeci olan AB’ye tam üyelik hedefinin gerçekleşmesi için gerekli her adımı atan bir partinin, laikliğe aykırı fiillerin odağı haline geldiğini ileri sürmek bir çelişkidir.
Sorunları derinleştirmek yerine çözüm arayan siyasetlerin, anayasal düzenimizin temel esaslarını güçlendirmeye mi hizmet ettiği, yoksa Başsavcı’nın iddia ettiği gibi zayıflatmayı mı amaçladığı sorusu, bize göre meselenin esasını ortaya koymaktadır. Milletimizin ihtiyaçlarıyla, hak ve özgürlükleriyle, laiklik gibi devletimizin temel esasları arasındaki yapay çelişkileri ortadan kaldırmayı amaçlayan bu ’büyük uzlaşma’ arayışımız, Başsavcı’ya göre suç oluşturmaktadır.
Bizim gizli bir gündemimiz yok
KuruluŞundan itibaren şeffaflığı ve hesap verebilirliği şiar edinmiş ve bunu uygulamalarıyla da kanıtlamış bir siyasi partiyi, “gizli gündem”i olmakla ve “takiyye” yapmakla suçlamak ise çelişkilerin belki de en büyüğüdür. Açıkladıklarımız ve yaptıklarımız dışında gizli gündemimiz hiçbir zaman olmadı, olmayacaktır.
Dava demokrasiye zarar veriyor
İddİanamede temel sorun, AKP’nin siyasi felsefesinin anlaşılamamış, vahimi yanlış anlaşılmış olmasıdır. İddianamede portresi çizilmeye çalışılan partiyle AKP’nin hiçbir ilgisi bulunmamaktadır. Bu davayla demokrasimiz zarar görmektedir. Partilerin kolaylıkla kapatılabilmesi, çoğulcu demokratik siyasetin sorun çözme işlevini yok etmektedir. Milletimizin demokrasiye olan inanç ve güvenini derinden sarsmaktadır. Bu davayla ülkemiz, milletimiz ve devletimizin bütünlüğü zarar görmektedir.
Engelleyenleri tarih affetmeyecek
İddİanamenİn hukuki ve siyasi anlamda hiçbir meşruiyetinin de olmadığına inanıyoruz. İddianamenin konusu sadece AKP değil, onun üzerinden millet iradesi ve demokratik siyasettir. AB üyeliği konusunda dönüm noktası sayılan adımlar iktidarımız döneminde atılmıştır. Tarihe ve gelecek nesillere şu notu düşmek istiyoruz: Tarih ve ona şahitlik eden milletimiz ülkemizin çağdaş uygarlık mücadelesini engelleyenleri affetmeyecektir.
AKP demesi siyasi bir tavır
Kapatma talebinde bulunan iddianame hukuk dışı bir dille kaleme alınmıştır. Her şeyden önce, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın resmi kayıtlarında Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kısaltmasının “AK Parti” olarak belirtilmesine rağmen, iddianamede ısrarla “AKP” şeklinde kullanılması siyasi bir tavrın göstergesidir. İddianame, partimizi geçmiş bazı partilerin devamı olarak gösterme gayreti içindedir. Amaç bellidir. AİHM’in bir siyasi partiyle ilgili olarak verdiği karardan hareketle, partimizin de kapatılmasının Sözleşme’ye uygun olacağı izlenimi oluşturulmak istenmektedir. Bu gayret beyhudedir.
Yasağı kaldırmak laikliğe aykırı değil
2001 Anayasa değişikliklerinden sonra siyasi partilerin sadece beyanlardan dolayı “odak” haline gelmesi mümkün değildir. Zira, Anayasa’nın 69 uncu maddesinin altıncı fıkrasında “eylemler”den dolayı bir siyasi partinin odak olabileceği öngörülmektedir. Dava bir siyasi parti kapatma davası olmaktan ziyade, adeta bir ifade özgürlüğü davası niteliğine bürünmüştür. Fransa’da başörtüsü dâhil dini sembollerin eğitim kurumlarında kullanılması hakkında 2003’te oluşturulan Stasi Komisyonu’nun raporu çerçevesinde 10 Şubat 2004’te çıkarılan yasayla, ilk ve orta dereceli devlet okullarında öğrencilerin bir dini eğilimi açıkça ortaya koyan işaretleri taşımaları ve kıyafetleri giymeleri yasaklanmıştır. Üniversitelerle ilgili olarak, Stasi Komisyonu önceliğin öğrencilerin dini, siyasi ve felsefi inançlarını ifade etme hakkına verilmesi gerektiğini kabul etmiştir. Nitekim, devlet okulları dışında ve üniversitelerde başörtüsü yasağı bulunmamaktadır. Kısacası, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği için çalışan bir siyasi partinin Avrupa’nın hiçbir ülkesinde bulunmayan bir yasağı kaldırmaya çalışmasını laiklikle ilişkilendirerek Anayasaya aykırı saymak doğru bir yaklaşım değildir.
İddianamede adı geçen ünlüler
Ön savunmada Fethullah Gülen okullarını ziyaret eden ve destek açıklamaları yapan isimler şöyle sıralanıyor: Cumhurbaşkanlarımız (Turgut Özal ve Süleyman Demirel), TBMM Başkanlarımız (Mustafa Kalemli ve Hüsamettin Cindoruk), Başbakanlarımız (Turgut Özal, Süleyman Demirel, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz ve Bülent Ecevit), Dışişleri Bakanları dahil bakanlarımız (Şerif Ercan, Ahat Andican, Cumhur Ersümer, Necdet Menzir, Refaiddin Şahin, İstemihan Talay, Enis Öksüz vd.) Yargıtay Başkanımız Müfit Utku, Milletvekillerimiz (Murat Sökmenoğlu, Hasan Korkmazcan, Hayri Kozakçıoğlu, Yıldırım Akbulut, Nevzat Ercan, Masum Türker, Haydar Yılmaz, Lütfullah Kayalar, Onur Öymen ) ile diğer devlet adamlarımız (Alpaslan Türkeş, Em. Tümgeneral Prof.Dr. Ömer Şarlak, eski Hv.K.K. Org. Halis Burhan)
İDDİANAMEYE 33 İTHAM
AKP, ön savunmasında kapatma davası açılmasına neden olan iddianameyi sert nitelemelerle eleştirdi. AKP’nin iddianamenin tamamı ve iddianamedeki iddialar için 35 ithamı şöyle:
1. Dayanaksız
2. Özensiz
3. Düzensiz
4. Paradoksal
5. Kurgusal
6. Spekülatif
7. Sübjektif
8. Önyargılı
9. Korku ve vehimlere dayalı
10. Hayal mahsulü
11. Gerçekten kopuk
12. Algılama sorunu var
13. Nesnelliğe dayanmıyor
14. Nedenselliliğe dayanmıyor
15. Rasyonelliğe dayanmıyor
16. Sanal değerlendirmelere dayanıyor
17. Gerçekleri ters yüz ediyor
18. Kavramları birbirine karıştırıyor
19. Çelişkiler yumağı
20. Hukuki ve siyasi meşruiyeti yok
21. Şaşırtmaca var
22. Siyasi ve ideolojik bir tercihi yansıtıyor
23. Kehanette bulunuyor
24. Uydurma delil yaratılıyor
25. Tezvirat ve yakıştırmaları öne çıkaran bir anlayışa sahip 26. Hukuk dışı bir dille yazılmış
27. İyi niyetten yoksun
28. Makaslamalar var
29. Haksız varsayımlar var
30. Cımbızlamalar yapılmış
31. Tahrifat var
32. Çarpıtma var
33. Fahiş hatalar var.
G.Şirikçi