Henüz iddianamesi bile olmayan ‘Ergenekon Çetesi’ operasyonlarının gidişatı, Türkiye’nin yazar- çizerleri ve aydınları arasında ciddi bir tedirginlik yarattı. Zira; AKP’nin yayın organları Taraf, Star, Yeni Şafak, Bugün ve Zaman Gazetesi’nden yayılan haberler, “ucu açık” hale getirilen operasyonların, adeta bir ‘cadı avı’na dönüştürülebileceğini de ortaya koydu.AKP’nin “kiralık demokrat”ları aracılığıyla hedef gösterilen, “gözaltına alınacağı, tutuklanacağı” söylenen gazeteciler, “korku çemberi”ne sokulmaya çalışıldı. Böylece, muhalif kimlik taşıyan yazarların dillerine kilit, beyinlerine de kelepçe vurmaları istendi.Ancak Cumhuriyet Gazetesi Başyazarı İlhan Selçuk’un, gecenin saat 04.00’ünde TCK’ya rağmen, apar topar gözaltına alınması ve toplumun buna büyük tepki göstermesi, AKP yanlısı gazeteciler eliyle yürütülen “psikolojik harp”i etkisiz bıraktı. Cumhuriyet’i sahiplenen geniş kesimler, Türkiye’nin içine sokulmaya çalışıldığı “AKP’nin korku tüneli”ni, özgür bilinçleri, geleceğe olan umutları ve yaydıkları ışıkla aydınlattı.‘Cumhuriyet’e yönelik sahiplenme ise AKP’nin propagandistlerini kudurttu. Midelerinden AKP’ye bağlanmış zevat, bunun üzerine, “kaybedenlerin” öfkesiyle daha da saldırganlaştı. Ağızlarından salyalar akıtarak İlhan Selçuk’a saldıranlar, aslında bilinçaltlarındaki faşizan düşünceleri de ortaya koydu.
İlhan Selçuk’un serbest bırakılması üzerine, demokrat görünümlü faşistler, “Suçlarının arasında AKP’yi devirmeye çalışmak da var” diyebilme cüretini bile gösterdi. Hatta yine Abdullah Gül eliyle, 22 Temmuz öncesi örgütlendirilen ve adlarını “Genç Siviller” olarak koyan faşizan oluşum, İstanbul’daki bir gösteride, AKP’yi kast ederek, “Tek parti olsun, temiz olsun” pankartıyla yürüdü.
Faşizan düşüncelerinin operasyonla birlikte açığa çıkması, bu kesimin yaklaşık altı yıldır dillerinden düşürmediği “demokrasi”nin kırıntısına bile sahip olmadıklarını gösterdi. “Demokrasi”yi, AKP’den nemalanma özgürlüğü olarak algılayan bu grup “eleştiri hakkı”nı bile suç olarak gördüğünü ortaya koydu.
Öyle ki; AKP’nin beslediği gazetelerde, yukarıda da ifade ettiğimiz üzere, “Selçuk’un suçları arasında, AKP’yi devirmeye çalışmak da var” cümlesi “olağan” bir şekilde yer aldı. Bu cümlenin alt metni, Türkiye’nin hangi tehlikeli rotaya sokulmak istendiğinin en açık ifadesi.
AKP yandaşları, açıkça itiraf edemeseler de “AKP’ye karşı yürütülen siyasal mücadeleyi ve yöneltilen eleştirileri” aslında “SUÇ” olarak değerlendiriyorlar. Tipik “devletçi anlayışın” yansıması olan bu görüş, ne yazık ki “liberalizm” olarak pazarlanıyor.
AKP’ye karşı her eleştiriyi, “darbecisin” ve “çetecisin” klişesiyle savuşturmaya çalışan yağdanlıklar, böylece hükümetin anti – demokratik uygulamalarına da sahip çıkıyorlar. Hükümete yönelik her “eleştiri”yi “SUÇ” gibi algılatmaya çalışan bu anlayış, Türkiye’yi “TEK PARTİ DİKTATÖRLÜĞÜ”ne götürmek istediklerini belki de farkında olmadan itiraf ediyorlar.
Kuşkusuz bu bakış açısı; sadece AKP’den beslenen yağdanlık ve yalaka takımında hakim değil. Bunun ideolojik alt yapısı, AKP’den besleniyor.
Her söze “Biz yüzde 47 aldık” diye başlayan hükümet üyeleri ve yandaşları, aslında “Devlet biziz” diyorlar. Toplumun devlete “kutsal” bir anlam yüklediğini bilen bu çevre, böylece AKP’yi “devlet gibi” göstermeye ve öyle algılatmaya çalışıyor. Devlete yönelik eleştiri geleneği olmayan toplumun bu ‘zaaf’ını kullanmak isteyen AKP kendini de “eleştirilemez” bir noktaya yerleştirmek istiyor.
Bu “tehlikeli oyun” aslında, AKP’nin hem demokrat olmadığını, hem de demokrasiyi teoride bile anlamadığını gösteriyor. “AKP’yi devirmeye çalışmayı” adeta bir “suç” olarak göstermeye çalışan AKP yağdanlıkları ve AKP zihniyeti, faşizme giden yolu, kendi elleriyle döşüyor. Ve bunun adı ne yazık ki; “demokrasi” oluyor.
Bu zihniyete göre, “iktidar olmak isteyen” CHP, MHP, DP, ÖDP, TKP, Anavatan aslında bir ‘suç örgütü’ olarak faaliyet gösteriyor. Zira; adını saydığımız partiler, temel hedef olarak, “iktidar olma”yı önlerine koyuyor. Ana gündem maddeleri “AKP’yi devirmek” olan partiler, yukarıdaki zihniyete göre, AÇIKÇA suç işliyor…
“Çoğunluk diktatörlüğü”nün belirgin izlerinin ortaya çıktığı bu günler, “her dönemin adamı”nı da beraberinde yaratıyor. AKP yağdanlığı Ahmet Altan, Salih Memecan Emre Aköz Mehmet Altan, Mehmet Metiner gibi isimler, servetlerine servet kattıkça, “Yaşasın demokrasi” diye ciyaklıyor… Çünkü onlar “AKP devrildiği” taktirde, musluklarının “geçici bir dönem” de olsa kesileceğini biliyor…
BARIŞ YARKADAŞ
baris@gercekgundem.com